21. yy Katma Değeri: ”Kirlilik”


“Yaz zamanı” cümlesi bile tatil çağrışımı yapmakta birçoğumuzun kulağına. Ama yaz zamanı ve tatil kelimeleri artık tatil ya da tebdil çağrışımından çok çöp, atık, plastik, kirlilik çağrıştırmakta.

Esasen her mevsim değişimi fizyolojimizde ve ruh dünyamızda nice değişikliler yapmakta. Misalen her bahar ayı geldiğinde ruhumuzun kıpır kıpır olması, mevsim değişikliğinin ve bu değişikliğe ayak uydurmak isteyen ruhunuzun halidir.

Ruhunuzun sesine kulan verin. Kıpır kıpır ruh halinizle her an değişim ve yenilenme içerisinde olan kainata ayak uydurun. Zira insan da her daim değişim içerisindedir. Fizyolojik olarak her gün nice hücre kaybetmekte ve nice hücre yeni bir hayata merhaba demekte. Peki psikolojik hayatınızın değişim gösterdiği vaki midir ? Sizce de psikolojik hayatımızı, değişen dünya ya da kainat gibi gelişime ve her gün yenilenmeye açmalı mıyız? Artık bunun vakti gelmedi mi?

Değişen dünyada değişmeyen tek şey insanın kainata olan tavrı, ya da biraz daha pergeli daraltırsak bu coğrafya insanlarının doğaya tavrı. Kur’an’ın dilini konuşma dili olarak kullanan bölge insanı ülkemizin güzelliklerini gördüklerinde ”fi cenneti” diyerek cennete girdiğini iddia eder halde. Peki bu cennetin varisi kim? Sadece bizden sonra gelecek evlatlarımız mı ? Bence tüm kainat bu cennetin varisi. Zira Allah’ın tekamül yasasında her birinin payı var.

Bu bağlamda doğaya olan bu saygısızlığımızın sebebi ne ola? Kendi evimiz tertemiz! Hatta bu minvalde hijyen takıntılı kadınlar bile va ve bunun adı artık kronik bir rahatsızlık olarak anılmakta. Arabalarımız, kıyafetlerimiz bu denli temizken neden aynı hassasiyet doğaya, kainata karşı yok, ayrıca fütursuzca saldırgan halimiz neden?

Yoksa Allah’ın sanatına mı bu saygısızlık? Ya da varislerimi ciddiye almamak? Yoksa daha vahimi bütün bunlardan bihaber mi yaşamak?

Geçenlerde sosyal medyada karşılaşmışsınızdır. Japon genç bir heyet, kızlı erkekli ege sahilini karış karış temizlemekteler. Ege sahili boyunca Akdeniz’e kadar ineceklermiş. İnanın ne utanç verici. Bu görselleri ve videoları gördüğümde koltuğa gömüldükçe gömüldüm utancımdan. Bir yandan da bu ekibi takdir ettim, asıl sorululuk bilinci bu olsa gerek ve sorumluluk bilinci ile harekette işte tam olarak bu. Yaratıcının kayda değer bulacağı başka ritüeller de vardır mutlaka ama en önemlisi sorumluluk bilincidir kanımca.

Hayalim tarihe imza atabilmek ama galiba 21. yy insanları tarih olup araştırma konusu olduğunda, benim de ismim atık bırakan, çöp atan, plastikler, poşetler, yanık tavuk kokuları ve mangal közleri ile aynı ortam da anılmaya değer görülecek ve bu çok acı. Tarihe bıraktığımız en büyük değerler işte bunlar.

Bir insan olarak yapabileceğimiz en değerli iş yaratılanların en şereflisi olduğu ile övünmek yerine doğaya, tarihe saygı ile tekamül  yasasına müdahale etmemek olacaktır galiba…

Gezmek değildir önem arz eden azizim, gezerken biriktirdiğin anılar, gezdiğin yerlerde ki binbir canlı-cansızla kurduğun iletişim ve o anları ölümsüzleştirmektir esas olan. Gezerken okumak mı? İşte tam olarak kastettiğim bu!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir